Kara insana ne denir? Bir İzmirli’nin bakış açısıyla
İzmirli olmak, güneşin insanın ruhunu ısıttığı, denizin hep yanınızda olduğu ve her köşe başında bir arkadaşınızın olmasıyla tanımlanabilir. Ama İzmir’de bir de şöyle bir gerçek vardır: Herkesin bir şekilde kara insana ne denir sorusuyla başı derttedir. Şimdi, bir taraftan gülüp eğlenirken bir taraftan da bu derin soruya kafa yormak gibi bir durumdayız. İşin içine de biraz mizah katınca, bu kara insan meselesi bir anda bir felsefi tartışmaya dönüşüyor.
Kara İnsan Kimdir? Nereden Gelir?
Kara insan, aslında halk arasında yapılan bir tanımlamadır. Belirli bir zümreyi ya da tipi anlatmak için kullanılan bu terim, genellikle kara gözlü, kara kaşlı, esmer tenli birini tanımlar. Ama mesele o kadar basit değil. Kara insan sadece dış görünüşle sınırlı değildir, onun ruh hali, espri anlayışı ve “kendi halinde” oluşu da bu tanımın içine girer. Bunu şu şekilde anlatabiliriz: Kara insan, hayatı fazla derinlemesine sorgulamadan ama bir o kadar da düşündürerek yaşayan kişidir. Yani, sabah işe gitmeden önce beyninde üç bin düşünce geçer ama dışarıya gülümseyerek çıkıp bir anda komik bir espri yapar. “Benim gibi düşünüyor musunuz?” sorusunu sormak içinizde bir dehşet yaratabilir.
Biraz ben de kara insanım diyebilirim. Hani şu tipik İzmirli esprileri yapan ama içsel bir felsefi depresyonla her gün yaşamaya çalışan insanlar vardır ya, işte o gruptanım. Tabii, dışarıya gülüp “Hadi be, kahve içelim mi?” demek çok kolay, ama o esprinin arkasındaki dünya çapında düşünceler, o kahve sohbetinde birden patlayabilir.
Kara İnsan Ne Yapmaz?
Kara insan, sıradan bir şekilde yaşamaz. Durumuna her zaman farklı bir bakış açısıyla yaklaşır. Mesela, yürürken gördüğü bir dalgayı ya da bulutları “yine mi bugün bunlar?” diye sorgular. Ama, elbette bunu kimseye de anlatmaz. Herkes sıradan bir gün geçirirken, kara insan aslında bir devrim peşindedir. Yani, içinden binlerce düşünce geçer ama bu düşünceleri kimseyle paylaşmak istemez çünkü en büyük korkusu, “ben yine fazla mı düşünüyorum?” sorusunu sormaktır.
İzmir’deki en sevdiğim arkadaşım da bu kara insanlardan biri. Bir gün yanına oturdum, “Bugün ne yapıyoruz?” dedim. O da bana, “Bence herkes hayatını gereksiz yere o kadar ciddiye alıyor ki, gerçek eğlencenin ne olduğunu bulamıyoruz,” dedi. Yani adam bir anda dünyayı sorgulamaya başladı, oysa ki ben sadece akşamki planı soruyordum.
Buna örnek olarak bir başka diyalog vereyim:
—
Ben: “Bu sabah hava güzel, kafede oturalım mı?”
Kara insan: “Hı, oturalım ama aslında insan neden kafe kültürünü bu kadar sevsin ki? Hani, neden hep bir şeylere bağımlı oluyoruz? Herkesin tek bir yere sığmaya çalıştığı bir dünyada rahatlayabiliyor muyuz? Mesela şu an burada bir sohbet yapıyoruz ama gerçek iletişimi kuruyor muyuz?”
Ben: “Abi, sadece kahve içelim ya!”
Kara insan: “Hı, evet. Kahve içelim. Ama ne de olsa bunlar hepsi birer simülasyon, değil mi?”
—
İşte bu, kara insanın halleri. Her şey basitken, bir anda felsefi bir tartışmaya dönebilir. Ama komik olan şey, bir dakika sonra yine sıradan bir şeye dönüşebilecektir. Yani, kara insan “bunu düşündüm, ama biraz da kahkaha atmam lazım” diyen bir insan tipidir.
Kara Insana Dair Şiirsel Anlayış: Espri Anlayışı
Esprili bir kara insan, derin düşünceler içinde bir mizah anlayışına sahiptir. Ama bu, başkalarının anlayamayacağı kadar ince ve keskindir. Bir arkadaşımın “Kara insan, sadece gülmemekle kalmaz, seni de güldürür” şeklindeki açıklaması oldukça doğrudur. Yani, kara insan her şeyin farkında olur, ama her şeyi de çok abartmaz. Düşünsenize, bir gün tam olarak ne yapacağınızı bilmediğinizde birisi gelip size “Hayat sadece bir göz açıp kapamadır” diyebilir ve hemen sonrasında “Ama şimdi dışarıda güneş var, hadi plaja!” diye bağırabilir.
Kara insanın espri anlayışı şudur: Hayat karmaşık bir şey, tamam ama biz o kadar da ciddiye alınacak insanlar değiliz. O yüzden, derin mevzular bir kenara bırakılır ve basit esprilerle hayata bir yön verilir. Bu yüzden kara insana komik olmak zor, ama tanıdığınızda çok seversiniz.
Kara İnsanla Bir Gün Geçirmek: İzmir’de Bir Anı
Bir gün İzmir’de, sahilde yürürken kara insanla karşılaştım. Hava müthiş güzeldi, güneş tepede parlıyordu ve dalgalar kıyıya vuruyordu. Ama kara insanın bakış açısı biraz daha farklıydı. Şöyle dedi:
“Bak, bütün bunlar harika görünüyor, ama bir düşün. O dalgalar şu an kayboluyorlar, herkesin kaybolan bir şeyleri var. Birileri denizdeki dalgaların peşinden koşuyor, birileri paranın peşinden. Ama en gerçek şey, şu an bu yürüyüş, değil mi?”
İçimden “Abi, ben sadece biraz denize girmek istiyorum” dedim ama dışarıya gülümseyerek “Evet, her şey geçici” dedim. Bunu söyledikten sonra birkaç dakika sessiz kaldık, sonra o bana “Bazen sanki insanlar çok daha derin düşünse, hayat daha iyi olurmuş gibi geliyor” dedi. “Ama kimse kimseye bu kadar derin düşünme fırsatı vermiyor, o yüzden gülmek de gerekiyor.”
Tabii, bunlar kara insanın dünya görüşüne dair sadece birkaç ipucu. Ama bir kara insanı anlamak için onunla bir gün geçirmeniz yeterli. Dışarıdaki herkes güneşin tadını çıkarırken, o bir dalganın peşinden koşuyor olacak. Kendi içsel dünyasında bir orman kadar derin, ama aynı zamanda bir kahkaha kadar basit.
—
Sonuç olarak, kara insana ne denir? Bunu anlamak kolay değil. Ama kara insanı tanıdığınızda, birinin yüzünde sıradan bir gülüşle derin bir düşünceyi buluşturduğunu fark edersiniz. O, karanlıkta saklı kalan ışığı bulan kişidir. Her zaman gülümser, ama içinde bir felsefi derinlik barındırır. Ve tam olarak buna hayran kalırsınız.