İçeriğe geç

Fiilen yapılan iş ne demek ?

Fiilen Yapılan İş: Toplumsal Yapılar ve Bireyler Arasındaki İlişki

Hepimizin yaşamında, bir şeyler yaparken kendimizi sürekli olarak “fiilen bir şeyler üretiyor muyuz?” diye sorgularken buluruz. “Fiilen yapılan iş” kavramı, sadece fiziksel ya da somut bir faaliyet anlamına gelmez; daha derin, toplumsal bağlamda daha fazla katman içeren bir olgudur. Çoğu zaman, bu terim hakkında düşündüğümüzde, çoğunlukla gözle görülür, elle tutulur işler aklımıza gelir: inşaatta çalışan bir işçi, fabrikada üretim yapan bir kişi, ya da tarımda toprakla uğraşan bir çiftçi. Ancak fiilen yapılan iş, yalnızca bu alanlarla sınırlı değildir. Onun çok daha geniş bir anlamı vardır ve toplumsal yapılarla, güç ilişkileriyle, kültürel pratiklerle ve cinsiyetle doğrudan ilişkilidir.

Toplumsal yapılar ve bireylerin etkileşimi üzerine düşünürken, fiilen yapılan işin ötesinde, bu işlerin toplumsal normlar ve güç ilişkileri tarafından nasıl şekillendirildiğine bakmak oldukça önemli bir yer tutar. Çalışmanın ne şekilde değer bulduğundan, hangi işlerin görünür kılındığından ve hangilerinin göz ardı edildiğinden bahsederken, aynı zamanda bu işlerin arkasındaki sosyal, kültürel ve politik bağlamı da analiz etmek gerekir. Hangi işlerin değerli sayıldığı, hangi işlerin görünür olduğu ve hangilerinin ihmal edildiği, toplumsal adalet ve eşitsizlik bağlamında bize çok önemli ipuçları sunar.
Fiilen Yapılan İşin Tanımı: Ne Yapmak Fiilen Yapmak Demek?

Fiilen yapılan iş, bir kişinin enerjisini, zamanını ve becerisini bir şeylere harcaması olarak tanımlanabilir. Ancak bu tanım, modern toplumlarda geniş bir yelpazeye sahiptir. Sosyolojik açıdan bakıldığında, fiilen yapılan iş, toplumsal bir bağlamda anlam kazanır. Bir işin fiilen yapılması, genellikle toplumda bir fayda sağlamayı veya bir değeri ortaya çıkarmayı amaçlar, ancak bu değerin kimler tarafından, nasıl ve hangi koşullar altında tanındığı, toplumsal yapılarla yakından ilişkilidir. Bu bağlamda fiilen yapılan iş, bazen yalnızca ekonomik değer taşımaz, aynı zamanda toplumsal yapıları dönüştüren bir araç da olabilir.
Toplumsal Normlar ve Cinsiyet Rolleri: Hangi İşler “Gerçek” İştir?

Çalışma, toplumda çoğunlukla ekonomik bir gereklilik olarak görülür, ancak işin değerinin belirlenmesi, yalnızca ekonomik faktörlere dayalı değildir. Bir toplum, hangi işleri değerli kabul edeceğini belirlerken aynı zamanda tarihsel, kültürel ve toplumsal normlara da dayanır. Türkiye’de, örneğin, tarımda çalışan bir kadının yaptığı işler, çoğu zaman ekonomik anlamda çok değerli olmasına rağmen, toplumsal olarak daha az değerli görülür. Kadınların ev içindeki emekleri de benzer şekilde, görünür kılınmaz ve genellikle “doğal” bir sorumluluk olarak kabul edilir. Oysa bu işler, fiilen yapılan çok önemli işlerdir ve toplumsal yapının işleyişi açısından büyük bir rol oynar.

Sosyolog Arlie Hochschild, “duygusal iş” kavramı ile bu tür görünmeyen ve değeri genellikle düşük sayılan işleri incelemiştir. Hochschild, ev işlerini ve bakım emeğini, kapitalist toplumlarda dışarıdan bakıldığında genellikle “fiilen yapılan iş” olarak kabul edilmeyen ama toplumsal düzenin sürdürülebilmesi için vazgeçilmez olan işler olarak değerlendirir. Kadınların büyük ölçüde üstlendiği bu işler, toplumun geçimini sağlamak adına önemli bir rol oynasa da, genellikle yeterince tanınmaz veya düşük ücretlerle yapılır. Bu tür işler, toplumsal normlar ve cinsiyet rolleri tarafından dışlanmış işler olarak kabul edilebilir.
Kültürel Pratikler ve Güç İlişkileri: İktidarın Emeği Şekillendirmesi

Fiilen yapılan işin kültürel boyutu, onun yalnızca somut bir işlev değil, aynı zamanda toplumsal ilişkiler ve güç yapılarına dayalı bir üretim biçimi olduğunu gösterir. Sosyolog Pierre Bourdieu, toplumsal pratiklerin bireyler arasında sürekli bir güç mücadelesine dönüştüğünü savunur. Toplumsal yapılar, hangi işlerin değerli olduğuna karar verirken, bununla birlikte bireylerin bu yapılar içinde nasıl yer aldığını da belirler. Örneğin, bir kadının evdeki bakım işini, ya da bir göçmenin inşaat sektöründeki ağır işlerini fiilen yapılan işler olarak sayabiliriz, ancak bu işlerin ekonomik ve toplumsal bağlamda ne kadar değerli olduğu, mevcut güç ilişkileri ve ideolojik yapılar tarafından şekillenir.

Birçok kültürde, genellikle “erkek işi” ve “kadın işi” diye ikiye ayrılan işlerin bu ayrımı, toplumsal eşitsizliğin ve adaletsizliğin bir göstergesi olarak karşımıza çıkar. Kadınların “görünmeyen işlerini” üstlendiği toplumlarda, bu işler genellikle daha az ödüllendirilir, bu da toplumsal adaletin ve eşitsizliğin temel dinamiklerini yansıtır. Hangi işler ödüllendirilir ve hangi işler dışlanır, kültürel pratiklerin ve toplumsal normların belirlediği bir sorudur. Bu noktada, fiilen yapılan işin adaletli bir şekilde dağılıp dağılmadığı da önemli bir tartışma konusu olur.
Eşitsizlik ve Toplumsal Adalet: Fiilen Yapılan İşin Değeri

Toplumsal adaletin sağlanabilmesi için, fiilen yapılan işlerin eşit bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Ne yazık ki, birçok toplumda, özellikle geleneksel toplumlarda, bazı işlerin “doğal” olarak üstlenilmesi beklenir. Kadınlar için ev işleri ve çocuk bakımı gibi işler, bir anlamda toplumsal olarak zorunlu kılınırken, erkekler daha çok ekonomik üretim süreçlerine dâhil edilir. Bu ayrım, toplumsal eşitsizliğin bir yansımasıdır. Fiilen yapılan işlerin eşit bir şekilde dağıtılmaması, adaletin sağlanmasında büyük engeller oluşturur.

Günümüz iş gücü piyasasında da benzer bir eşitsizlik gözlemlenmektedir. Özellikle düşük ücretli işlerde, genellikle kadınlar ve göçmen işçiler yoğun bir şekilde çalışırken, üst düzey yönetici pozisyonları çoğunlukla erkekler tarafından doldurulmaktadır. Bu durum, işin toplumsal cinsiyetle, etnik kimliklerle ve sınıfla nasıl şekillendiğine dair önemli bir işarettir.
Sonuç: Fiilen Yapılan İş Üzerine Düşünceler

Fiilen yapılan işin ne olduğu, yalnızca işin fiziksel ya da somut bir üretim faaliyeti olmasının ötesinde, toplumsal bağlamda ne anlama geldiğini anlamamız açısından önemlidir. Hangi işler görünür, hangi işler göz ardı edilir? Çalışmanın değeri nasıl belirlenir ve kimler bu değerleri belirler? Bu sorular, toplumsal yapıları, normları, cinsiyet rollerini ve güç ilişkilerini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Sizde fiilen yapılan iş hakkında ne düşünüyorsunuz? Çalışma hayatınızda hangi işler daha fazla değer buluyor ve neden? Toplumsal yapılar, bu işleri nasıl şekillendiriyor? Kendi gözlemlerinizi ve deneyimlerinizi bizimle paylaşarak bu tartışmaya katkıda bulunabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
piabella